


”…kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum.Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum .Kafamda, hiçbir şeyle değişmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana herşeyden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdendire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum.Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bi hal aldığımı tasavvur edemezsiniz.Kış günü sokağa atılmış bir kedi gibi kendimi zavallı hissediyorum.
Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan
(Kaynak: erdalbakkalinveresiyedefteri)
“Birlikte bir çay içsek belki adam olurum yine… Hiçbir şeyine olmasa bile trajedisine acıyıp,gözünü,burnunu kapar gelir insan bu asırlık davete. Ben yasa olsun diyorum. Misal birini 3 yıl bekledin,o kişi gelmedi diyelim. Bu işe el atsın devlet. Tutuklama kararı çıkarsın,zorla çay içirtsin bu iki insana. İz bırakmadan gitmek vatan hainliği sayılsın…”
(Kaynak: zorolandusunmek, kedidirokedi gönderdi)